Siyaset

Cumhuriyet İle Hesaplaşmak

Herkes onurlu ölmekten bahseder, ben onurlu yaşamayı tercih edenlerdenim. Bugün iktidarda bulunan kişilerin karakter kodlarını biliyorum. Çünkü onların içinden geliyorum. Onların inanç sistemi ve eğitim şekli ile büyüdüm. Olaylar karşısında nasıl tavır alacaklarını çok iyi biliyorum. Hala bugün yaşamsal olarak belli zamanlarda riskler yaşasam da onların içinde yaşıyorum. Kişilerin peşine takılıp gitme, kişileri öne çıkarma, kendi karakter yapısındaki yetersizliği öne çıkan insanların başarısı ile örtme kişilik yapılarına sahip bu insanların tek yapamadığı şey, bireysel hareket edememek ve bireysel düşünememektir. Yoksa içlerinde saatlerce gündelik hayatın içinden konuşabileceğiniz, beraber çay kahve içip bundan da keyif alabileceğiniz insanlar o kadar çoktur ki… Maaşının azlığından şikayet eder, kredi kartlarının tamamının dolu olduğundan dem vurur, iki iş birden yapmamış olsam geçinemiyorum der. Ancak bunu yapanların 14 yıldır bu ülkeyi yönetenler olduğunu söylediğinde hemen gardını alır “Tayyip Erdoğan”a laf söyletmem diyerek en güzel muhabbeti 30 saniyede bozar.

Oysa yaşadığı hayatın 14 yıllık bölümüne etki eden kişidir ve zaten yaşı 35’tir. 20 yıl askere kadar olan dönemi çıkarırsanız, şikayet ettiği her şeyi aslında laf söyletmediği insanın zamanında yaşamıştır. Oysa konu Tayyip meselesi de değildir.
Aslında konu Ecevit, Demirel meselesidir. Aslında konu daha evveliyatından Turgut Özal meselesidir. Kısaca konu, kişilerin iki dudağının arasına teslim ettiğimiz kaderimizdir.
Konu darbe taraftarı olup olmamakta değildir. Hangi manyak!, demokrasi denilen özgür yaşam şekli varken askerin potini altında yaşamak ister.
Dedik ya!, konu kişiler meselesi değildir. Turgut Özal denilen adamın; bu adamların okul açmasına, yurtdışında ılımlı İslam adı altında Amerikan patentli oluşuma izin vermesine kadar uzanan bir süreçtir. Hatta bu oluşumun toprak altından yeryüzüne çıkmasına sebep olan Kenan Evrendir desek abartmış olmayız.
Bülent Ecevit’in bitmez tükenmez Fetullah Gülen sempatisi olmasaydı bu adamlar ülkenin yönetim damarlarına bu kadar çok sirayet edemeyeceklerdi.
Tayyip Erdoğan olmasaydı bu adamlar özellikle asker ve polisin içinde bu kadar çok kuvvetli olamayacak, ülkenin geleceği üzerinde karar verme cesaretine sahip olamayacaklardı. Demokratik ülkelerde, ülke geleceği ile ilgili kararları siyasiler alır. Ne polis ne asker. Yakın bir gelecekte ülkenin geleceği ile ilgili kararları polisler almaya başlarsa şaşırmayın. Bununda temelini bugünkü iktidar atmıştır. Uğur Mumcu ölmeden yıllar önce PKK terörünün nasıl palazlanmaya başladığını, nerelerde organize olmaya başladıklarını yakın gelecekte tedbir alınmazsa neler yapabileceklerini televizyonlarda anlatıp, PKK’nin içyüzünü yazdığı kitapta deşifre edeceğini, Fetullah Gülen hareketinin Suudi Arabistan tarafından Cia endeksli beslendiğini siyasal islamın bu ülkenin gelecekte en büyük tehlike olduğunu söylediğinde aracına bomba koyup öldürdüler.

30 yıldır PKK terörü ile uğraşıyoruz. 40.000 insanımız öldü. Sor bu adamlara Uğur Mumcu vatan hainidir. Ordunun içinde Atatürkçü ve vatansever subaylar yetişirdi. Dindar komutan belki yoktu sizin anladığınız anlamda ancak vatan haini de yoktu. Ordunun gözbebeği vatansever subayları ne idüğü belirsiz kumpaslarla cezaevlerine tıktığınızda ve bunun savcılığını üstlendiğinizde karşınızda kala kala Fetullahçı subaylar kalır ve ilk icraatları da seni devirmek olur. Kim sebep oldu bunların ordunun üst kademelerine kadar gelmelerine. Tarih, coğrafya, felsefe, edebiyat fakültelerinden mezun olup öğretmen olarak görev alamayan ve çoğunluğu fetullahın yurtlarında yetişmiş adamları bir günde şırrak diye polis yaparsan o zaman bunları temizlemek için nereye süreceğini bilemezsin. Ben atamadım ki onları. Onları bugün terör örgütü diye suçlayan adam yaptı.

Sokaklarda yaşanan güç gösterinin seviyesi düşmana gösterilen seviyeyi geçti. Artık biz bu ülkede düşmanız onlara göre. Oysa bizim bu ülkeden başka gidecek yerimiz yok.
Gözümüzün içine soktukları albayrağı bayramlarda balkonuna asan biziz. O bayrağı oradan indirip sandığa koyarken gözleri yaşaran biziz. Milli bayramlarda bayrağını dükkanının kapısına asmaktan erinen insanların bugün bayrağı gözümüzün içine sokup vatanseverlik gösterileri yapmaları insanın ağrına gidiyor.

Kısaca azizim; konu 15 Temmuz değildir. Konu 29 Ekim 1923’tür. Konu cumhuriyetle hesaplaşmaktır. Konu Fetullah ile savaş da değildir. Konu Atatürk ile savaştır. Hep söylerim. Savaş açıyorsan iki ihtimali göze alacaksın. Ya kazanırsın ya kaybedersin. Göreceğiz.

İlgili içerikler
GündemSiyasetYaşam

Cumhuriyet Halk Partisi Bilinçli Olarak Tabela Partisi Haline mi Getiriliyor?

GündemSiyaset

Müzmin Muhalefet Neden Sona Ermiyor.

GündemSiyasetYaşam

Altılı Masa Ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Siyaset

Otokrasi ile Yönetilen Ülkerin Demokrasi İle Aldatılma Oyunu

Paylaşımlardan anında haberdar olmak istiyorsan abone ol!