Kitap Analizleri

Martı Kitabı İle Sınırlarımızın Sonsuz Olduğunu Öğreneceğiz.

Martı kitabı bir insanın okuması gereken efsane kitaplardan bir tanesi. Kitabı okurken kendi hayatınızı gözünüzün önüne getirebilir ve yaşadığınız toplumdaki benzerlikleri rahatlıkla keşfedebilirsiniz.

Farklı olmak ve farklı düşünmek her zaman dışlanmaya neden olmuştur. Toplumlar nedense farklılıkları hep tehlikeli olarak algılamıştır. Ancak bu dışlanmışlıklara rağmen farklı olmaktan vazgeçmeyenler hep özgürlüğe kanat çırpmışlardır.

Martı kitabı muhteşem öğretisi olan bir kitap.
Bir martı hikayesi üzerinden koskoca bir yaşamı kurgulayabilir, neler başarabileceğinizi ve aslında gücünüzün sınırsız olduğunu fark edebilirsiniz. Richard Bach; Martı kitabı ile gerçekten insanların ruhuna dokunmuştur. İnsanların kapasitelerinin sınırsızlığını çok güzel anlatmıştır. Farklı şeyler yapabileceğini, farklılıklardan çok şeyler öğrenmek için tek başına da kalsan topluluktan dışlanmış da olsan yoluna devam etmen gerektiğini Martı ile çok güzel anlatmıştır.

Şimdi bu güzel kitabı yazan yazarı tanıyıp kitabı incelemeye başlayalım.

Richard Bach kimdir?


23 Haziran 1936 ABD’de doğan yazar 1956 ve 1962 yılları arasında Hava Kuvvetlerinde Pilot olarak görev yaptı. Long Beach State Collage’a 1955 yılında gitmiştir. Pilotluğu bıraktıktan sonra kitaplarında hep uçmak ile ilgili konular işledi

1970 yılında karnını doyurabilmek için yem bulmak yerine hızlı bir şekilde uçmayı seçen bir martının hikâyesini anlattığı Martı kitabı çok kısa olmasına rağmen kurgu dışı kitaplar arasında çok satanlarda yer aldı. 

Bunun ardından yazdığı Rüzgârla Uçmak isimli eseri ise 1.000.000’dan fazla satış yakaladı.

Pilotluğu bırakmasıan rağmen uçma hayalinden vazgeçememesi onun kitaplarında uçma konusunu işlemesine sebep olmuştur. Onun için uçmak bir tutkudur.

Daha sonra Martı kitabı sinemaya uyarlanarak beyazperde de gösterimi yapıldı.

Martı kitabının konusu ve anlatımı

Martı kitabını sıkılmadan çok güzel bir şekilde okuyacağınızdan eminim. Çok sadece ve sizi detaya boğmayan su gibi akan bir anlatımı var. Kitabın arka kapağında şu yazı var. Çok güzel bir özet aslında..
“Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.
Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.”

Martı kitabı üç bölümden oluşuyor.
Martı sanki masal dinliyormuş gibi hafızanızı dinlendireceğiniz bir öykü kitabı.
Kahramanımız Jonathon Livinston
Kısaca kitapta onu Jon olarak kısaltılmış ismi ile okuyacağız.
Jon diğer martılardan çok farklıdır. Diğer martılar karınlarını doyurmak ve yatmaktan başka bir şey yapmazken o uçmaya aşıktır. Durmadan uçmak istemektedir.

Ailesi bu duruma karşı olmasına rağmen Jon onları dinlemez ve uçuş denemeleri yapmaya karar verir. Başarısız denemeler yapar ve pes etmeye sıradan bir martı olmaya karar verir.
Bir gün aniden bir karar alır ve geceleri uçuş denemeleri yapmaya başlar. Çünkü martıların gece uçamadıkları bilinmektedir.
Artık sürüye katılmamaya karar verir. O artık başarmıştır. Gökyüzünün akrobasi hareketleri yapabilen tek martısıdır. Sürünün olduğu yerde geldiğinde gece yarısını geçmiştir. Kendi kendisine neler başarabileceğimizi, kapasitemizi nasıl aşabileceğimizi düşünmeye başlamıştır.

Fakat martılar bu durumdan rahatsızdır ve Martılar konseyini toplayarak Jon’u pervasızlık ve uyumsuzluktan martıların içinden kovarlar. Jon yapmayın, öğrendiklerimi size de öğreteyim diye söylese de karar değişmez ve Jon sürüden ayrılır.
Gece karanlığında gökyüzünde uçarken kanatları ışık saçan iki tane Martı’ya denk gelir. Aynı aileden olduklarını söyleyen bu iki martı Jon’u aralarına alarak çok uzaklara doğru yol alırlar.

2. bölüm

Jon sanki cennet gibi bir yere gelmiştir. Onun da kanatları artık ışık saçmaktadır. Bulunduğu yerde dünyadakinden çok daha fazla şeyler öğrenmesi ve çalışması gerektiğini düşünür. Burada martılar hiç boş durmamakta devamlı kendilerini geliştirmekte ve devamlı yeni şeyler yapmak için çalışmaktadırlar. Burada Sullivan ve Chiang adlı kuşlardan çok şey öğrenir.Artık sınırsız güçlere sahip çok özel bir kuş olduğunu düşünür ve bir gün bu özellikleri öğrenmeye meraklı dünyada da martılar olabileceğini düşünerek dünyaya geri dönmeye karar verir. Sullivan  buna karşı çıksa da Jon bunun için geri dünyaya dönmeye karar verir.

3. Bölüm

Üçüncü bölüm Jon’un dünyaya döndükten sonraki serüvenlerini anlatır. Jon, Fletcher ile tanışır. O da sürüden atılmış bir martıdır. Jon’un ilk öğrencisi olur. Ve gün geçtikçe yeni öğrenciler katılmaya başlar. Jon ve öğrencileri kurultayın yapıldığı yere topluca uçarak gitmelerine rağmen oradakiler arkalarını dönerler ve onlarla konuşmazlar. Jon yılmaz ve her gün ordan iki öğrenciyi yanına katarak çalışmaya devam eder.

Bir gün Jon öğrencilerinin kendilerine ihtiyacı kalmadığını düşünerek “Bana ihtiyacınız kalmadı” diyerek şeffaflaşır ve gözden kaybolur.

Martı motive edici bir kitaptır. İlgi çekici bir konusu vardır.
Martı kitabı ile öğreneceğimiz en büyük ders “Öğrenmenin sınırının olmaması” olacaktır.

Ve son söz!

Gündelik koşuşturmaların içinde boğuşurken bazen unuturuz kendimizde var olan kapasiteyi. Oysa bu koşuşturma içindeyken ne çok şeyler başarabileceğimizi unutmuşuzdur. İşte Martı kitabı bizlere bunları yeniden hatırlatacaktır.






 



İlgili içerikler
Kitap AnalizleriSanat

Allah'ı Arayan İmam Kitabının Analizini Özgür Köktürk yaptı.

Kitap Analizleri

Rahibe ; Denis Diderot'un Kaleminden Bir Başyapıt

Kitap Analizleri

Soykırım Bir İnsanlık Utancının Kaleme Alınmış Acı Hikayesi

Kitap Analizleri

Uğultulu Tepeler Emily Bronte'nin Kaleminden Harika Bir Kitap

Paylaşımlardan anında haberdar olmak istiyorsan abone ol!