SiyasetYaşam

Bugünkü Siyasi Zihniyet ve Siyasi Ahlak

Okul yıllarımda hep siyasetin içinde oldum. Bir gün içinde 20-25 kişinin öldüğü yıllardı. O zamanlarda bir siyasi parti saflarında olmayan insan neredeyse yok gibiydi. 1980 ihtilalinde Liseye yeni başlayan bir öğrenci idim. 1984 yılında okuldan mezun olduğumda şartlar din görevlisi olarak görev yapmamı gerektirdi.

2000’li yıllarda hayatı, inançları ve siyaseti sorgulamaya başladığımda aslında bize anlatılan hiçbir şeyin ama hiçbir şeyin doğru olmadığını yavaş yavaş anlamaya başlamıştım. Sokaklarda dava uğruna devrim uğruna yitip giden canların ardından siyah gözlükleri takıp şehit nutukları çekildikten sonra herkes kendi hayatına dönüyordu. Ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyordu. Ancak bu adamların yüreğine ve ocağına hiç ateş düşmüyordu. Davayı anlatanlar yaşıyor, davayı savunanlar ölüyordu.

13 yıldır ülkemizi yöneten zihniyetin içinden geliyorum. Hayatımın üçte ikilik bölümü onların içinde geçti. Bilinç olarak onlardan ayrı olsam da fiili olarak hala onların çoğunlukta olduğu yerlerde yaşıyorum. Bu zihniyetin sahip olduğu bütün kodları biliyorum. Yaşamsal yanlışlarını ve vicdanı yaralayacak hatalarını kutsalların ve dava adını verdikleri kendi subjektif kavramlarının ardına sığınarak nasıl gizlediklerinin farkındayım.

Makam ve saltanata bu kadar düşkün olduklarını bilmiyordum. Makam ve saltanat için bu kadar alçalabileceklerini gerçekten düşünmemiştim. Makam ve saltanatı bu kadar körü körüne tüm yanlışları ile ölesiye savunabileceklerini hayal bile etmemiştim. Bu dönemde bu hastalıklarına şahit oldum.

Bir ülkede muhalefetin kuvvetli olması gerektiğine inanan bir insanım. Devletin bütün kurumları ile çelik çomak gibi oynanırken, muhalefetin sadece eleştirmekten başka bir şey yapmamasını hala içime sindiremiyorum. 13 yıldır iktidarda olan zihniyete karşı yapabileceğiniz en korkunç hata onlarla polemiğe girmektir. TARİH BU ZİHNİYETİN HİÇ BİR ZAMAN HAKSIZ OLDUKLARINI ONLARA İSPAT EDEMEMİŞTİR. Bu zihniyet her zaman haklıdır. Bu zihniyeti polemikle değil, ancak üreterek alt edebilirsiniz. Çünkü onlar her zaman güçlünün yanındadır ve güç merkezi değişmeye başladığında fareler gibi hemen gemiyi terk edip, diğer güç merkezinin gemisine doğru harekete geçerler.

Muhalefetin bu zihniyete karşı yapabileceği tek şey üretmektir. Proje üretmektir. Ahlaki değer üretmektir. Sosyal değer üretmektir. İnsanların kabul edebileceği siyasal kültür üretmektir. Bunlar ile polemiğe girmek baştan kaybetmek demektir. Çünkü dün söyledikleri şeyi, bugün söylemediklerini iddia etmek bu tür siyasetçilere uygun bir meziyettir. Hatta bugünkü zihniyetin başında olan kişinin herkesin gözü önünde durmadan söylediğini inkar etmesi  bu ruh halinin eseridir.

Siyasi ahlak ve kültür toplumuzda yerleşmelidir. Takım tutar gibi değil, kutsalları ön planda tutan değil, insanı hayatının merkezine alan siyasi anlayışlara oy vermeliyiz. Oylarımızla insanımıza hizmeti değil, kendini ve yandaşlarını zengin edip devletin kasasını soyanları saltanata kavuşturanları Karun haline getirmemeliyiz.

Siyasi ahlak, siyasi kültür ve medeni bir yaşam için çalışmayacak kim olursa olsun, başımızdan def etmesini bilmeli ve ahlak sahibi insanları seçme erdemine sahip olmalıyız. Ülke yaşanmaz hale gelmiştir. Ülke buhran geçirmektedir. Ülke kaos halindedir. Bu kaostan siyasi olarak çıkış siyasi ahlak, siyasi kültür ve medeni bir yaşam tarzını bölmeden, irite etmeden ayrıştırmadan bu topluma yaşatabilmekle çıkılabilecektir. Dibe vurmak hatalarımızı görmek için bir artıdır. Hatalarımızdan ders alarak oradan çıkmak şartıyla .

İlgili içerikler
Kişisel GelişimYaşam

Ölüm ve Doğum -3-

Kişisel GelişimYaşam

Ölüm ve Doğum -2-

Kişisel GelişimYaşam

Ölüm ve Doğum -1-

DünyaYaşam

Ruhumuzun Sesi mi, Zihnimizin Sesi mi?

Paylaşımlardan anında haberdar olmak istiyorsan abone ol!