Yaşam

Saltanat mı, Demokrasi mi?

Hiç kimse kişisel haklarını kullanmak için hükümetten izin almak zorunda değildir. İzin almak zorunda kalıyorsa bunun adı demokrasi değildir. Sadece yetkililere “Ben kişisel haklarımı kullanmak istiyorum” diye bilgi vermesi yeterlidir.

Demokrasinin sandıkta tecelli ettiğine dair yanlış bir inanç vardır. Bugünün iktidarı, liderini pek sorgulamayan seçmen kitlesine bunu özellikle vurgulayarak kabul ettirmek istiyor.

Demokrasiler sandıkta tecelli etmez.

Sandıkta sadece siyasi tercihler ortaya konulur. Görüşlerinize en yakın siyasi partinin ülkeye hükümet etmesini seçersiniz. Demokrasi ise hükümet ettiği ülkedeki bütün renkleri, inançları, etnik kökenleri, hukuk normları içinde adaletle yönetmekle mümkün olur.

Hiç kimse kişisel haklarını kullanmak için hükümetten izin almak zorunda değildir. İzin almak zorunda kalıyorsa bunun adı demokrasi değildir. Sadece yetkililere “Ben kişisel haklarımı kullanmak istiyorum” diye bilgi verirsiniz. Demokrasilerde hükümetler kişisel hakkını kullanan vatandaşına bir zarar gelmesin diye sizin güvenliğinizi sağlar. Bunun için haberdar edersiniz devletin ilgili birimlerini.

Halkının %99.9’u müslüman olan bir ülkede bir mecusi gelip “Ben ateşe taparak ibadet yapmak istiyorum” dediğinde hükümet eden kuvvet, yetkili birimi aracılığı ile bu vatandaşın ibadet hakkını güven içinde sağlamak zorundadır.

Tam tersi; % 99.9’u ateist olan bir ülkede bir müslüman, bir hıristiyan, bir yahudi ben inançlarıma göre ibadet etmek istiyorum dediğinde hükümet eden kuvvet demokrat ise bu hakları güvenli bir şekilde sağlamakla görevlidir.

Sandıkta oy kullanmak başka bir şeydir, demokrasi başka bir şeydir. Bugün dünyadaki bütün diktatörlerin çoğu ülkelerindeki seçimlerde % 90’lara varan oy oranları ile seçilmişlerdir. Ancak sandıktan çıkan bu sonuç oralarda demokrasi olduğunu göstermez.

Demokrasi, bilinç olarak evrensel olarak düşünebilme yeteneğine sahip insanların hükümet ettiği ülkelerde yaşayabilir. Bizim gibi inançları, gelenekleri, yaşantısı, hatta tarihi bile hurafeler üzerine kurulu bir ülkede hangi sandığı seçmenin önüne koyarsanız koyun o sandıktan demokrasi değil, sadece hamaset yapan ve hamaset edebiyatının üzerinde ülkeyi sömürerek saltanat süren iktidarlar ortaya çıkarırsınız.

Matematiği olmadığı için kesin sonuca gidemeyen, felsefesi olmadığı için sorgulayamayan, kitap okumadığı için analiz yapamayan, sinema, tiyatro kültürü olmadığı için 50 kelime ile konuşarak gündelik hayatını yönetmeye çalışan insanların yaşadığı ülkelerde yarısı demokrat gibi görünen, diğer yarısı diktatör ucube iktidarlar ortaya çıkar.

Aklın ve mantığın bilim ile harmanlanmadığı gerçeklerin reel varsayımlar üzerinden analiz edilmediği bir ülkede ortaya hangi sandığı koyarsanız koyun oradan demokrasi çıkmaz. Çıkmayacaktır.

Demokrasi adalet olmadan kurgulanamaz.

Çünkü toplum düzenini sağlayan hukuk normları adalet ile uygulandığında toplulukları vatandaş kimliğine kavuşturabilirsiniz. Bunu yapamadığınızda karşınızda vatandaş değil sadece yandaşlar toplarsınız. Yandaşların dağılması ise menfaatlerin bitmesine bakar.

Bizdeki iktidarların ömrü yandaşlarını besleyebildikleri kadardır.

Bizdeki demokrasiyi saltanat sürenler ve saltanatın artıkları ile beslenen seçmenler olarak özetleyebiliriz.

O yüzden bizde demokrasi isim olarak var iken, hayatın içinde hiç bir zaman olmamıştır.

İlgili içerikler
DünyaYaşam

Ruhumuzun Sesi mi, Zihnimizin Sesi mi?

Kişisel GelişimYaşam

Aile Dizimi Üzerine

GündemYaşam

Gaflet, Dalalet ve Hatta Hıyanet İçinde Olanlar

Yaşam

Bu Gece Musa Özdağ Hocam Düştü Aklıma

Paylaşımlardan anında haberdar olmak istiyorsan abone ol!